Minnesota Ölçekleri Nelerdir?

Paylaş:

Minnesota ölçeği nedir ne işe yarar? Sonuç değerlendirmesinde kullanılan farklı Minnesota ölçekleri nelerdir? Minnesota ilkeleri bağlamında geçerlik ölçekleri, klinik ölçekler ve içerik ölçekleri hakkında tüm detayları içeriğimizde bulabilirsiniz…

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, klinisyenlerin bireyin mevcut psikolojik sağlık durumu, kişilik yapısı, davranış kalıpları ve olası psikolojik bozuklukları hakkında fikir edinmek için kullandıkları bir tür psikometrik kişilik testidir.

Bu kapsamlı kişilik envanterinin -klinik ortamlarda- farklı psikolojik bozuklukları teşhis etmeye ve tedavi planları oluşturmaya yardımcı olması için başvurulan en önemli araç olduğunu söyleyebiliriz. Klinik kullanımına ek olarak yasal ortamlarda adli değerlendirmeler, iş dünyası ve mesleki ortamlarda ise çalışan seçimi ve yerleştirmesi için de dünya genelinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Analizin uygulanma süreci, içeriği, kullanım alanları ve sonuçlarının yorumlanması hakkında detaylı bilgi edinmek için MMPI Kişilik Testi sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Minnesota Ölçeği Nedir?

Minnesota ölçeği, kişilik testi sonuçlarının güvenilirliğini artırmak için geliştirilen çeşitli kontrol mekanizmalarını tanımlar. Farklı işlevleri yerine getirmek için tasarlanmış çeşitli ana gruplardan oluşur. En yaygın kullanılan Minnesota ölçekleri şunlardır:

  1. Klinik Ölçekler
  2. Geçerlik Ölçekleri
  3. İçerik Ölçekleri
  4. Alt Ölçekler

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, katılımcının kişilik yapısını oluşturan düşüncelerini, duygularını, tutumlarını ve davranışlarını -bilimsel ve objektif yöntemlerle- ölçmeyi ve değerlendirmeyi amaçlar.

İşlevini yerine getirirken de test sonuçları yorumlamak için bir dizi ölçeğe güvenir. Klinik ve geçerlik ölçekleri, klinisyenlerin sonuçları değerlendirirken kullandıkları iki temel grupdur. Fakat belirli semptom tiplerine ilişkin içgörü sağlamaya yardımcı olan çeşitli içerik ölçekleri ve sonuçların geçerliliğini artırmayı destekleyecek pek çok başka alt ölçek de bulunmaktadır. Sonuçların değerlendirilmesi ve yorumlanması -temelde- normlara ve klinik ölçeklere dayanır.

  • Norm, araştırmacıların bir bireyin puanını karşılaştırdığı -ortalama, standart sapmalar, puan aralıkları vb. gibi- bir istatistik ya da istatistik kümesidir. Normlar, araştırmacıların temel “normal” ya da “tipik” sonucu belirlemesine yardımcı olur.
  • Klinik ölçek ise kişinin belirli bir psikolojik bozukluk durumuna olan eğilimini ölçmek üzere belirlenmiş soru grubudur. Minnesota klinik ölçekleri, herhangi bir psikolojik bozukluğa işaret etmeyen zihinsel ya da sosyal işleyişin yönlerini de ölçebilir.

Minnesota Ölçekleri Neleri Ölçer?

  • Kişilik özellikleri
  • Psikolojik sıkıntı düzeyi
  • İçsel çatışmalar
  • Gerçeklik algısı
  • Psikolojik dayanıklılık
  • Savunma mekanizmaları
  • Sosyal ilişkiler
  • Dürtüsel davranışlar
  • Cinsel, dini, politik ya da sosyal tutumlar
  • Bireysel, ailevi ya da evlilikle ilgili sorunlar
  • Motor bozukluklar
  • Psikosomatik belirtiler
  • Psikopatolojik bulgulara eğilim (kaygı, depresyon, paranoya, şizofreni belirtileri vb. gibi)

Herhangi bir Minnesota ölçeği tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Bu çok yönlü kişilik envanteri -tanı koymak için değil- psikolojik değerlendirmeyi derinleştirmek, terapi süreçlerine rehberlik etmek ve danışanla ilgili temel eğilimleri anlamak için kullanılmaktadır. Yorumlaması mutlaka bir uzman tarafından yapılmalıdır.

Minnesota İlkeleri Neden Önemli?

Farklı Minnesota Ölçekleri Hakkında Bilgi
Minnesota İlkeleri Nelerdir

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri; velayet duruşmaları, ceza davaları, istihdam taramaları vb. gibi son derece önemli durumlarda da başvurulan bir ölçüm ve değerlendirme aracıdır. Bu nedenle katılımcılar cevaplarında her zaman tamamen dürüst olmayabilir. Kontrol mekanizması işlevi gören Minnesota ilkeleri, testin ne kadar doğru sonuç verdiğini ve cevapların ne ölçüde çarpıtılmış olabileceğini analiz etmeye yardımcı olduğu için önemlidir.

Kişilik envanterini geliştiren Psikolog Starke R. Hathaway ve Nöropsikiyatrist J. Charnley MeKinley, mevcut öz bildirim envanterlerinin çok şeffaf olduklarını ve bu nedenle de katılımcıların testin niyetlerini tahmin ederek, sonuçlarını manipüle ettiğini savunuyordu. Dolayısıyla bu çok yönlü kişilik envanterinin, bireyin psikiyatrik durumunu değerlendirmek için “nesnel” bir araca olan ihtiyaçtan doğduğunu söyleyebiliriz.

İnsanların kendilerini olduklarından farklı göstermeye çalışmasının çeşitli kasıtlı ve kasıtsız nedenleri vardır. Kasıtlı aldatmanın şu gibi durumlarda meydana geldiği bilinmektedir:

  • İşe alım süreçleri
  • Engellilik değerlendirmeleri
  • Maliyetli tedavi alma girişimleri
  • Mahkeme tarafından istenen değerlendirmeler
  • Kişisel yaralanma davaları
  • Yeterlilik duruşmaları
  • Velayet işlemleri

Kasıtsız aldatma ise şu gibi nedenlerle meydana gelebilir:

  • Hastalık
  • Sınav yapma zorluğu
  • Kültürel yanlış anlama
  • Yorgunluk
  • Dikkatsizlik

1940’lı yıllardan bu yana Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, sonuçların geçerliliğini ve güvenilirliğini artırmak için sürekli geliştirilip güncellenmiştir. Bu nedenle hem yeni versiyonları hem de farklı türleri oluşturulmuş ve kullanıma sunulmuştur.

Minnesota Klinik Ölçekleri

Minnesota klinik ölçekleri, bireyin sahip olabileceği belirli “psikopatoloji” biçimlerini ölçmek amacıyla tasarlanmıştır. Her bir klinik ölçek, belirli bir psikolojik durumu ya da kişilik özelliğini ölçüp değerlendirmeye odaklanır.

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, başlangıçta kişilik yapısını ve özelliklerini değerlendirmek için değil, özel olarak psikopatolojiyi ölçmek için geliştirilmiştir. Bu nedenle geliştiriciler, belirli bir zihinsel bozukluk teşhisi konmuş hastalar tarafından onaylanan klinik ölçekler oluşturmuştur. Uzmanlar tarafında belirlenen sorular, çeşitli psikolojik rahatsızlıklardan muzdarip kişilere ve herhangi bir rahatsızlıktan muzdarip olmayan kişilere verilmiştir. Sonrasında belirli bir hastalık türünden muzdarip olan çoğu kişinin, normal olarak tanımlanan kişilerden farklı şekilde yanıtladığı sorular belirlenmiştir. Sonuç olarak bir kişi, soruların çoğunu örneğin paranoyak tanısı alanların yanıtladığı şekilde yanıtlama eğilimindeyse, kişinin paranoyak olma olasılığı yüksektir gibi bir benzerlik kurulur.

Dolayısıyla da Minnesota klinik ölçekleri, geliştiricilerin saha araştırması sonucunda belirli bir psikolojik bozukluğa işaret ettiğini tespit ettiği ve katılımcı tarafından bilinmeyen bir soru grubundan oluşur.

  • Başlangıçtaki amaç, envanterin kliniklerde kullanılması olduğu için klinik ölçekler, psikiyatrik gruplara göre ayrılmıştır.
  • Depresyon, paranoya, hipomani, şizofreni, histeri vb. gibi farklı alanlara odaklanan 10 temel klinik ölçek bulunur.
  • Her soru grubu, farklı bir psikolojik örüntü ya da durumla ilgili olsa da klinik ölçekler arasında çok fazla örtüşme vardır.
  • Yüksek ölçek puanı -genellikle- psikolojik bozukluğa sahip olma riskinin de yüksek olduğuna işaret eder.
  • Sonuçlar, ölçeklere ait soru gruplarına göre değerlendirilir ve yorumlanır, ancak ayrıntılar katılımcılara açıkça açıklanmaz.

Her ölçeğe verilen isimlere rağmen -birçok farklı durumun örtüşen semptomları olduğu için- bunlar saf bir ölçüm değildir. Bu nedenle çoğu psikolog, klinik ölçeklere sadece numarayla atıfta bulunur.

Her bir alt ölçeğin birbirinden ayrı etiyolojik ya da prognostik özelliği ölçmesi beklenmemektedir. Örneğin şizofreniyi değerlendiren alt ölçekten yüksek sayılabilecek bir puan alan kişiye, şizofreni tanısı konmamaktadır. Bu tür yanlışlara yol açmaması için de alt ölçekler, sayı ya da kısaltılmış adlarıyla ifade edilir.

Minnesota Klinik Ölçekleri Nelerdir?

Minnesota klinik ölçekleri, katılımcının 10 farklı psikolojik sağlık ölçeğinde nerede olduğunu belirlemeye yardımcı olur. Sonuçları, bireyin sahip olabileceği belirli psikopatoloji biçimlerini gösterir. Günümüzde hâlâ yaygın olarak kullanılan temel Minnesota klinik ölçekleri şunlardır:

No

Kod

İsim

Ölçüm Hedefi

1

Hs

Hipokondriyazis

Bedenin işleyişi hakkında -tıbbi otorite tarafından desteklenmeyen- mantıksız (nevrotik) endişelerin olup olmadığını değerlendirir.

2

D

Depresyon

Mevcut psikolojik durumu -umutsuzluk, isteksizlik, yorgunluk, düşük enerji vb. gibi- kontrol ederek, yaşamdan duyulan memnuniyet düzeyini değerlendirir.

3

Hy

Histeri

Şiddetli stresten kaynaklanan histerik kişilik özellikleri ya da zihinsel bozukluklar olup olmadığını değerlendirir.

4

Pd

Psikopatik Sapma

Diğer insanlar ve otorite figürleriyle ilgili sorunları, kendini izole etme, yabancılaşma, can sıkıntısı, antisosyal davranış ve tutum gibi şikayetleri değerlendirir.

5

Mf

Erkeklik/Kadınlık

Stereotipik (geleneksel) erkek ve kadın cinsiyet rolleriyle ilgili algıları değerlendirir.

6

Pa

Paranoya

Güvensizlik, kuşkuculuk, alınganlık, görkemli / büyük düşünme, katı (siyah-beyaz) düşünme vb. gibi psikozla ilişkili semptomların varlığını değerlendirir.

7

Pt

Psikasteni

Belirli düşüncelere, davranışlara ya da eylemlere direnme yeterliliğini, takıntı, anksiyete, içsel çatışma, kontrol ihtiyacı, obsesif-kompulsif bozukluk semptomlarını değerlendirir.

8

Sc

Şizofreni

Şizofrenik bozukluk olup olmadığını veya gelişme olasılığı olup olmadığını değerlendirir.

9

Ma

Hipomani

Coşkulu ancak istikrarsız ruh hali, titrek eller gibi psikomotor heyecan ve hiç bitmeyen bir dizi fikirle karakterize “heyecan” derecelerini değerlendirir.

10

Si

Sosyal İçe Dönüklük

Sosyal geri çekilme, utangaçlık, içe kapanıklık vb. gibi durumlara bakarak, içe dönüklüğü ve dışa dönüklüğü değerlendirir.

Birçok tamamlayıcı ölçek olmasına rağmen, aşağıda detaylı şekilde açıklanan Minnesota klinik ölçekleri, klinisyenin katılımcıyı değerlendirmesine rehberlik eden ana 10 gruptur. Bunlara eşlik eden ve analiz sonuçlarının doğruluğunu sağlamak için geliştirilen Minnesota geçerlik ölçekleri de bulunmaktadır. MMPI-2 ve MMPI-A bu 10 klinik ölçeği kullanırken, 2-RF ve A-RF sürümleri farklı ek ölçekler de kullanmaktadır.

Bireyin vücudunun işleyişi hakkında mantıksız endişeleri olup olmadığını değerlendirir. Bu bağlamda kişinin, bedensel sağlığıyla ilgili -tıbbi otorite tarafından desteklenmeyen- abartılı (nevrotik) bir endişeye sahip olup olmadığını ölçer.

Sağlığınız için sağlıksız bir endişeniz olup olmadığını inceler.

Hipokondriyazis, kişinin sağlığı ve sağlık sorunlarıyla ilgili algısını ve meşguliyetini ölçmeye odaklanan 32 maddeden oluşur. Maddeleri, fiziksel semptomlar ve refahla ilgilidir. Alınan puan ne kadar yüksekse, “psikosomatik bozukluk yaşama riski” de o kadar yüksek olacaktır. Kişi -özellikle yüksek stres dönemlerinde- altta yatan bir nedeni olmayan fiziksel semptomlar geliştirmeye yatkın olabilir.

Yüksek puan, sağlığınız konusundaki endişe düzeyinizin hayatınızı etkilediği ve ilişkilerinizde sorunlara neden olduğu anlamına gelebilir.

Bu Minnesota ölçeği, başlangıçta hipokondri semptomları gösteren ya da teşhis edilmemiş bir tıbbi rahatsızlığı olduğuna inanma eğilimi gösteren kişileri belirlemek için geliştirilmiştir.Hipokondri, bir kişinin teşhis edilmemiş tıbbi bir sorundan muzdarip olduğuna inanma eğilimidir. Endişeler genellikle belirsizdir ve doğrulanmamasına rağmen devam eder. Kişi, ciddi ve hatta yaşamı tehdit eden bir hastalığa sahip olduğuna inanıyorsa hipokondriyazis olabilir. Bu tür insanlar endişelerini desteklemek için olayları ve anormallikleri kullanırlar. Onlar için küçük bir kas ağrısı ya da morarma, endişe verici bir teşhisin göstergesidir. Bu tür endişeler ve hastalık takıntısı her şeyi tüketen bir hâl alabilir ve sakatlayıcı olabilir. İşe gitmeyi ya da seyahat etmeyi bile bırakabilirler.

Bireyin mevcut psikolojik sağlık durumunu kontrol ederek, yaşamından duyduğu memnuniyet düzeyini değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; düşük moral, geleceğe dair umut eksikliği, daha önce zevk alınan aktivitelere karşı ilgisizlik, değersizlik hissi, dikkat sorunları ve genel olarak yaşamdan memnuniyetsizlikle karakterize edilen klinik depresyona sahip olup olmadığını ölçer.

Genel olarak depresif semptom seviyenizi inceler.

Katılımcının depresyonda olup olmadığını ölçmeye odaklanan 57 maddeden oluşur. Maddeleri; düşük moral, genel tatminsizlik ve geleceğe dair umut eksikliğiyle ilgilidir. Bu ölçekten alınan puan ne kadar yüksekse, “klinik depresyon riski” de o kadar yüksek demektir. Ortalama puanlar ise kişinin yaşamından genel olarak memnuniyetsiz olduğunu gösterir.

Yüksek puan, klinik depresyonla mücadele ettiğiniz anlamına gelebilir.

Bu Minnesota ölçeğinden yüksek puan alan bireyler; zayıf ahlaki özellikler, öz tatminsizlik veya geleceğe dair düşük umutlar sergileyebilir ya da sık sık intihar düşünceleri yaşıyor olabilir. Depresyon -çoğu durumda- düşük moral, hayata karşı olumsuz bir bakış açısı ve kişinin hayatının çoğu yönünden memnuniyetsizliğiyle karakterize edilir.

Bireyin şiddetli stresten kaynaklanan histerik kişilik özellikleri ya da zihinsel bozuklukları olup olmadığını değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; zayıf fiziksel sağlık, baş ağrıları, utangaçlık, alaycılık ve nevrotiklik olmak üzere 5 yönünü ölçer.

Duygusallık seviyenizi ve stresli durumlarda histeri gösterip göstermediğinizi inceler.

Baskı altında olmaya karşı duygusal tepkiyi gösteren stres seviyesini ölçmeye odaklanan 60 maddeden oluşur. Basitçe söylemek gerekirse, amacı kişinin stres verici durumlarda gösterdiği histerik tepkilerinin derecesini ölçmektir. Maddeleri hem fiziksel hem de zihinsel semptomlarla ilgilidir. Bu ölçekten alınan puan ne kadar yüksekse, “psikonevrotik bozukluk riski” de o kadar yüksek olacaktır. Yüksek puan alan kişiler -çoğunlukla- travmadan kaynaklanan duygusal aşırılıkları olanlardır. İyi eğitimli veya yüksek sosyal sınıftan olan kişiler, genellikle, daha yüksek puan alma eğilimindedir. Erkeklere kıyasla kadınların da daha yüksek puan alma eğiliminde olduğu görülmüştür.

Yüksek puan; anksiyete, paranoya ya da dissosiyatif bozukluklar gibi çeşitli sorunlar yaşadığınız anlamına gelebilir.

Histeri Minnesota ölçeği, başlangıçta stresli durumlarda histeri ya da fiziksel şikayetler gösterenleri tanımlamak için tasarlanmıştır. Histeri; duygusal reaksiyonlarda taşkınlık, ani sinirlenme, geçici kişilik değişimi, hareket bozuklukları veya günlük hafıza kaybı gibi çeşitli psikosomatik şikayetlerle karakterize psikonevrotik bir bozukluktur. Kontrol edilemediğinde kişinin işlevselliğini ciddi oranda aksatabilir. Histerik kişi, kendindeki psikolojik bozukluktan habersizdir.

Bireyin diğer insanlarla ve otorite figürleriyle ilgili sorunlarını ve şikayetlerini değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; kendini izole etme seviyesini, kontrol ihtiyacını, kontrole / otoriteye karşı direncini, kendinden ve toplumdan yabancılaşma duygularını, can sıkıntısını, antisosyal davranış ve tutumlarını ölçer.

Genel sosyal uyumsuzluk seviyenizi ve antisosyal davranışlar gösterip göstermediğinizi inceler.

Psikopatik sapma ölçeği, kişinin sosyal çevresindeki diğer insanlarla ne kadar iyi ilişki kurduğunu -farklı bir ifadeyle sosyal sapmasını- ölçmeye odaklanan 50 maddeden oluşur. Maddeleri; aile ve diğer otorite figürleri, öz ve sosyal yabancılaşma, can sıkıntısı vb. gibi konulardaki şikayetlerle ilgilidir. Bu ölçekten alınan puan ne kadar yüksekse, “kişilik bozukluğu riski” de o kadar yüksek olacaktır. Yüksek puan alanlar daha asi / isyankâr olma eğilimindeyken, düşük puan alanlar otoriteyi daha çok kabul etme eğilimdedir. Ölçeğe verilen isme rağmen, yüksek puan alanlar genellikle psikotik bozukluktan ziyade kişilik bozukluğu tanısı alır.

Yüksek puan, otorite figürlerini kabulle ilgili zorluklar yaşadığınız anlamına gelebilir.

Bu Minnesota ölçeği, başlangıçta sosyal sapmayı, otoriteyi kabul etmemeyi ve ahlaksızlığı (ahlaki değerleri hiçe sayma) ölçerek psikopat bireyleri tanımlamak için geliştirilmiştir. İtaatsizlik ve antisosyal davranışın bir ölçüsü olarak düşünülebilir.

Bireyin stereotipik erkek ve kadın cinsiyet rolleriyle ne kadar katı bir şekilde özdeşleştiğini ne kadar çok ya da ne kadar az tanımladığını değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; ilgi alanlarını, hobilerini, estetik tercihlerini ve kişisel duyarlılığını ölçerek, geleneksel rollere ne kadar uyduğunu anlamaya çalışır.

Cinsiyet normlarıyla ne kadar tutarlı bir şekilde özdeşleştiğinizi inceler.

Farklı bir ifadeyle cinsel kimlikteki sapmaları değerlendirir. Katılımcının stereotipini ve bunların nasıl karşılaştırıldığını ölçmeye odaklanan 56 maddeden oluşur. Maddeleri; aktivite ilgileri, estetik tercihler, kişisel hassasiyetler (duyarlılık), edilgenlik, zevklerle ilgilidir. Bu Minnesota ölçeğinin orijinal amacı, insanların cinselliği hakkında bilgi edinmekti. Başlangıçta geliştiriciler tarafından “eşcinsel eğilimler” olarak adlandırdıkları ve büyük ölçüde etkisiz olan şeyleri tanımlamak için tasarlanmıştır. Kişisel duyarlılık, hobiler, ilgi alanları ve estetik tercihler gibi kişisel özellikleri inceleyerek eşcinselliğe yönelik eğilimleri belirlemek için kullanıldı. Günümüzde ise katılımcının kadınlık ve erkeklikle ilgili geleneksel stereotiplere (basmakalıp erkeksi ve kadınsı değerlere) ne kadar uyduğunu inceler.

Bireyin psikozla ilişkili semptomlar gösterip göstermediğini değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; görkemli / büyük düşünme, diğer insanlara karşı aşırı şüphecilik, katı (siyah-beyaz) düşünme gibi kişilik özelliklerini ölçer.

Güvenememe durumunuzu, kaygı seviyenizi ve kaygıya eğiliminizi inceler.

Kişilerarası duyarlılık, ahlaki kendini beğenmişlik, şüphecilik, sanrılı düşünce ve inançların varlığıyla ilgili 40 maddeden oluşur. Yüksek puan alanlar, paranoyak ya da psikotik semptomlara sahip olma eğiliminde olabilir. Paranoya Minnesota ölçeği, başlangıçta şüphecilik, görkemli benlik kavramları, katı tutum vb. gibi semptomlar üzerinden paranoyak bireyleri tanımlamak için geliştirilmiştir. Paranoyak kişiler genellikle şüphecidir, çok katı tutumlara sahiptir, aşırı duyarlı olma, sürekli kurban olma ve zulüm gördüklerini hissetme eğilimindedir.

Yüksek puan, bir tür psikoz bozukluğu veya paranoyak kişilik bozukluğuyla uğraştığınızı gösterebilir.

Bireyin -uyumsuz doğasından bağımsız olarak- belirli düşüncelere, davranışlara ya da eylemlere direnme yeterliliğini (direçsizliğini) değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; anksiyete, depresyon, zorlayıcı davranışlar, obsesif-kompulsif bozukluk semptomları gösterip göstermediğini ölçer.

“Psikasteni” terimi artık bir tanı olarak kullanılmasa da uzmanlar, bu Minnesota ölçeğini sağlıksız zorlantıları ve bunların neden olduğu yıkıcı duyguları değerlendirmenin bir yolu olarak halen kullanmaktadır. Uzun zaman önce psikasteni tanı etiketi, fobileri ve takıntıları olan kişileri ima ediyordu. Günümüzde diğer sorunları kontrol etmek için kullanıldığını söyleyebiliriz. Psikasteni Minnesota ölçeği; anormal korkular, kendini eleştirme, saplantılar, konsantrasyon zorluğu, kaygı ve suçluluk duygularıyla ilgili sorunları ölçmeye odaklanan 48 maddeden oluşur. Yüksek puan, obsesif-kompulsif bozukluğa (OKB) işaret edebilir.

Bireyin şizofreni bozukluğu olup olmadığını veya geliştirme olasılığı olup olmadığını değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; alışılmadık (tuhaf) bilişsel, algısal ve duygusal deneyimlerini ölçer. Sonuçları, bireyi gerçeklikten uzaklaştıran şizofreninin şiddetini de gösterebilir. 78 maddeden oluşur ve kişinin;

  • Tuhaf düşüncelere ve algılara,
  • Karakteristik olmayan görüşlere,
  • Halüsinasyonlara ve sanrılara,
  • Zayıf aile ilişkilerine,
  • Konsantrasyon zorluklarına,
  • Dürtü kontrol zorluklarına,
  • Aşırı dağınık düşünme nöbetlerine,
  • Derin ilgi eksikliğine,
  • Öz değer ve öz kimlikle ilgili sorularına,
  • Cinsel zorluklara,
  • Potansiyel madde bağımlılığına,
  • Sosyal yabancılaşma deneyimlerine sahip olup olmadığını inceler.

Şizofreni Minnesota ölçeğinden alınan puan ne kadar yüksekse, “şizofrenik bozukluk riski” de o kadar yüksek olacaktır. Yüksek puan, ayrıca cinsel konularla ilgili zorlantıları ve sorunları yönetmede sorun yaşandığına da işaret edebilir.

Coşkulu ancak istikrarsız ruh hali, titrek eller gibi psikomotor heyecan ve hiç bitmeyen (durdurulamaz) bir dizi fikirle karakterize edilen daha hafif “heyecan” derecelerini değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; yükselmiş ruh hali, halüsinasyonlar, büyüklük sanrıları, hızlanmış konuşma ve motor aktivite, sinirlilik, fikir uçuşması ve kısa süreli depresyon gibi hipomani özelliklerini gösterip göstermediğini ölçer. 46 maddeden oluşur ve sağlıksız aşırı aktiviteyi belirlerken hem davranışsal hem de bilişsel aşırı aktiviteye bakar.

  • Aşırı yönlendirilmemiş enerji,
  • Yükselmiş ve dengesiz ruh hali,
  • Hızlı konuşma,
  • Uzun fikir dizileri,
  • Hızlı düşünceler,
  • Halüsinasyonlar,
  • Dürtüsellik,
  • Görkemlilik,
  • Sinirlilik,
  • Benmerkezcilik,
  • Büyüklük sanrıları gibi semptomları inceler.

Hipomani; dengesiz ve yükselmiş ruh hali, öfori ve halüsinasyonlarla karakterize kişinin günlük aktivitelerini potansiyel olarak bozan bir psikolojik durumdur. Hipomani Minnesota ölçeği puanı ne kadar yüksekse, “bipolar bozukluk riski” de o kadar yüksek demektir. Yüksek puan, kişinin deliryumlar ve sanrılar, sinirlilikle mücadele ettiği anlamına gelebilir.

Bireyin sosyal olarak içe dönüklüğünü ve dışa dönüklüğünü değerlendirir. Bu bağlamda kişinin; diğer insanların yanında olmaktan hoşlanıp hoşlanmadığını, diğer insanlarla rahat olup olmadığını, utangaçlık seviyesini, sosyal temaslardan ve sorumluluklardan çekilme eğilimini ölçer. 69 maddeden oluşan sosyal içe dönüklük ölçeği;

  • Rekabet gücü (rekabetçilik),
  • Rekabet düzeyi,
  • Uyum,
  • Tutum katılığı,
  • Korkaklık,
  • Çekingenlik,
  • Güvenilirlik,
  • Başkalarına bağımlı olma eğilimi vb. gibi durumları inceler.

Sosyal içe dönüklük ölçeği, ilk 9 gruptan çok daha sonra geliştirilmiştir. İçe dönük bireyler, sosyal etkileşimlerden kaçınmayı ve yalnız ya da küçük bir arkadaş grubuyla olmayı tercih edebilir. Bu Minnesota ölçeğinden yüksek puan almak, kişinin utangaç ve daha az dışa dönük olduğu anlamına gelebilir.

Minnesota Geçerlik Ölçekleri

Minnesota geçerlik ölçekleri, katılımcının teste nasıl yaklaştığını -örneğin kendisini gerçekte gördüğünden farklı bir şekilde sunmaya çalışıp çalışmadığını- belirlemek için geliştirilmiştir. Sonuçların güvenilirliğini belirlemek için yanıtların tutarlılığını ve dürüstlüğünü ölçer.

  • Teste karşı tutum ve yaklaşım
  • Yanıltıcı yanıtlar
  • Tutarsızlıklar
  • Abartılar
  • Çarpıtmalar
  • İyi görünme çabası
  • Kötü görünme çabası

Envanterin bir araç olarak geçerliliğini araştıran çalışmalar bulunmasa da Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, katılımcı yanıtlarının aşırı bildirilmediğinden, az bildirilmediğinden ya da kişinin yalan söylemediğinden emin olmak için kendi geçerlik ölçeklerine sahiptir. Orijinal MMPI, deneysel test yapısı kullanılarak oluşturulmuştur. Geliştiriciler de nesnelliği sağlamak, doğruluğu teşvik etmek, sahte cevap verme olasılığını ortadan kaldırmak, katılımcının ne kadar yalan söylediğini kontrol emek için Minnesota geçerlik ölçeklerini tasarlamıştır. Geçerlik terimi, bir yöntemin ölçmeyi amaçladığı şeyi ne kadar doğru ölçtüğünü ifade eder.

Analiz sonuçlarının kişinin hayatını etkileyebileceği durumlarda -örneğin istihdam veya çocuk velayeti gibi- insanlar, çeşitli sebeplerle aşırı ya da eksik bildirimde bulunmaya veya dürüst olmamaya motive olabilir. Kişiler, kendi çıkarlarına uyacak şekilde yanlış bilgi vermeye çalışabilir. Bu bağlamda Minnesota ilkeleri de dürüst olmayan, tutarsız ya da yanlış yanıtları belirlemeye odaklanır.

  • İyi Taklidi: Psikolojik semptomları az bildirme ya da azaltma (L, K ve S ölçekleri)
  • Kötü Taklidi: Psikolojik semptomları aşırı bildirme ya da abartma (F, Fb, Fp ve FBS ölçekleri)
  • Tutarsızlık: Cevap vermeme ya da tutarsız cevap verme (CNS, TRIN ve VRIN ölçekleri)

Eğer bu ölçeklerde olağan dışı değerler tespit edilirse, uygulamanın geçerliliği sorgulanır ve yeniden yapılmasına karar verilebilir.

Farklı versiyonlar arasında Minnesota geçerlik ölçekleri de değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin 2-RF versiyonu için kullanılanlar, MMPI-2 için kullanılan üç temel geçerlik ölçeğinin küçük revizyonları şeklindedir. Fakat tüm versiyonlar, cevapların güvenilirliğini değerlendirmek için çeşitli türlerde geçerlik ölçeklerini mutlaka kullanır.

Minnesota Geçerlik Ölçekleri Nelerdir?

Minnesota geçerlik ölçekleri, katılımcı cevaplarının aslında yansıtması gereken şeyi yansıtmasını sağlamayı hedefler. Bunu da çeşitli yöntemlerle cevapların güvenilirliğini ve tutarlılığını ölçerek yapar. Yaygın olarak kullanılan Minnesota geçerlik ölçekleri şunlardır:

Kod

İsim

Ölçüm Hedefi

L

Yalan Ölçeği

Katılımcının -kasıtlı olarak- kendisini olduğundan daha iyi göstermek için verdiği yanıltıcı yanıtları tespit eder.

K

Düzeltme / Savunmacılık Ölçeği

Katılımcının, kendisini olduğundan daha dengeli göstermeye çalışıp çalışmadığını, belirli sorular ve özellikler etrafındaki “savunmacı” tavrını tespit eder.

S

Üstün Öz Sunum Ölçeği

Katılımcının memnuniyet, ahlak, sabır gibi erdemlerle ilgili soruları nasıl yanıtladığını inceler ve yanıtları kendisini daha iyi bir insan gibi gösterecek şekilde bildirip bildirmediğini tespit eder.

F

Sıklık / Nadirlik Ölçeği

Katılımcının, nadir görülen veya alışılmadık yanıtlarına odaklanarak aşırı raporlama girişimlerini ve yanıtlardaki tutarsızlıkları tespit eder.

Fb

F-back Ölçeği

Katılımcının uygulamanın ilk yarısında verdiği yanıt ile ikinci yarısında verdiği yanıt arasındaki değişiklikleri tespit eder.

Fp

F-psikopatoloji Ölçeği

Bir tür psikolojik bozukluğu olan ya da rastgele veya sabit yanıtlama kullanan katılımcılarda, kasıtlı ya da kasıtsız aşırı bildirimi tespit eder.

FBS

Sahte Kötü Ölçeği

Kişisel bir yaralanma, sakatlık ya da engellilik durumunda katılımcının, belirtileri / semptomları kasıtlı olarak aşırı bildirip bildirmediğini tespit eder.

CNS

Bilmiyorum / Söyleyemem Ölçeği

Yanıtsız bırakılan ya da hem doğru hem yanlış işaretlenen soru sayısını değerlendirir. 30 ve daha fazla yanıtsız soru, uygulamanın “geçersiz” sayılmasına neden olur.

TRIN

Gerçek Yanıt Tutarsızlığı Ölçeği

Katılımcının soruları gerçekten düşünmeden, 5 doğru 5 yanlış gibi üst üstte sabit cevap kalıpları kullanıp kullanmadığını tespit eder.

VRIN

Değişken Yanıt Tutarsızlığı Ölçeği

Doğru ve yanlış yanıtların rastgele bir örüntüsü olup olmadığını tespit eder.

Soruları -kasıtlı olarak- dürüst ve açık bir şekilde cevaplamaktan kaçınmaya çalışan kişileri belirlemek için tasarlanmıştır. 15 maddeden oluşur. Yüksek puan alan kişiler; kendilerini kötü gösterebileceğinden korktukları özellikleri ya da tepkileri kabul etmeyi reddederek, kendilerini parlak ve olumlu sunmaya çalışıyor olabilir.

Yalan ölçeği, yanıtlayanların statülerini kasıtlı olarak yükseltmeye ve kendilerini gerçekte olduklarından farklı göstermeye çalışıp çalışmadıklarını anlamanın bir yolu olarak, kültürel olarak takdir edilebilir ancak oldukça nadir görülen genel tutumları ölçer. Bu nedenle “sıra dışı erdemler” olarak da adlandırılır.

Katılımcının belirli sorular ve özellikler etrafındaki “savunmacı” tavrını ortaya çıkarmak için tasarlanmıştır. 30 maddeden oluşur. L gibi K ölçeğindeki maddeler de kişinin olumlu görünme ihtiyacını vurgular. Öz kontrol, aile ve kişilerarası ilişkiler ve savunmacılığa odaklanır.

“Savunmacılık” olarak da adlandırılan bu Minnesota ölçeği, eksik bildirimde bulunarak kendini mümkün olan en iyi şekilde sunma girişimlerini tespit etmenin daha etkili ve daha az belirgin bir yoludur. Katılımcılar; yargılanmaktan endişe duydukları, sorunlarını küçümsedikleri ya da herhangi bir sorunları olduğunu inkâr ettikleri için eksik bildirimde bulunabilirler. K ölçeği, aksi takdirde normal aralıkta profillere sahip olacak kişilerde psikopatolojiyi tespit etmeye yardımcı olur.

Katılımcının memnuniyet, dinginlik, ahlak, insan iyiliği ve sabır gibi erdemlerle ilgili soruları nasıl yanıtladığını inceler ve yanıtları kendisini daha iyi bir insan gibi gösterecek şekilde bildirip bildirmediğini belirler. 50 maddeden oluşur.

Üstün öz sunum Minnesota ölçeği, ek eksik bildirimleri taramak için 1995 yılında geliştirilmiştir. Katılımcının insan iyiliğine olan inancını, dinginliğini, yaşamdan memnun olmasını, sabretmesini, sinirliliğini reddetmesini ve ahlaki kusurlarını reddetmesini değerlendiren alt ölçekleri de bulunmaktadır.

Aşırı raporlama girişimlerini tespit etmek için tasarlanmıştır ve cevaplardaki tutarsızlıkları ortaya çıkarmayı amaçlar. Katılımcının yanıtlarında kendisiyle çelişip çelişmediğini anlamaya yönelik 60 maddeden oluşur. Bu Minnesota ölçeğinin amacı; soruların her birini yanıtlamanın alışılmadık veya atipik (anormal) yollarını tespit etmektir. Bu atipik yollara, kişinin soruları “kasıtlı olarak rastgele yanıtlaması” örnek olarak verilebilir. Ayrıca katılımcının; garip düşüncelere, tuhaf deneyimlere, yabancılaşma hislerine ve diğer çeşitli olası olmayan inançlara ve beklentilere sahip olup olmadığını da anlamaya çalışır.

Sıklık / nadirlik Minnesota ölçeğinden yüksek puan alan kişiler, gerçekte olduklarından daha kötü görünmeye çalışıyorlardır. Ciddi psikolojik sıkıntı içinde olabilirler ya da soruların ne söylediğine dikkat etmeden rastgele yanıtlıyor olabilirler. Maddeleri -uygulamanın klinik kısmının bir parçası olmadıklarını belli etmemek için- tüm içeriğe dağılmıştır.

Katılımcının uygulamanın ilk yarısında verdiği yanıt ile ikinci yarısında verdiği yanıt arasındaki değişiklikleri belirlemek için tasarlanmıştır. Bunu, çoğu normal katılımcının desteklemediği soruları kullanarak yapar. F-back Minnesota ölçeği, aslında F ile aynı sorunları ölçer. Fakat maddeleri uygulamanın ikinci yarısına dağılmıştır. Cevapların geçerliliğini etkileyecek şekilde katılımcının yorgun, sıkıntılı ya da dikkatsiz olup olmadığını ölçmeye odaklanır. 40 maddeden oluşur.

Bu Minnesota ölçeğindeki yüksek puanlar, bazen katılımcının dikkatini vermeyi bıraktığını ve soruları rastgele yanıtlamaya başladığını bazen de bir nedenden dolayı aşırı bildirimde bulunmaya başladığını gösterir.

Bir tür psikolojik bozukluğu olan ya da rastgele veya sabit yanıtlama kullanan kişilerde, kasıtlı ya da kasıtsız aşırı bildirimi tespit etmek için tasarlanmıştır. 27 maddeden oluşur. Fp Minnesota ölçeğinin sonuçları, bir akıl sağlığı bozukluğuna ya da aşırı sıkıntıya işaret edebilir.

Katılımcının güvenilirliğini belirlemek için tasarlanmıştır. Kişisel bir yaralanma, sakatlık ya da engellilik durumu yaşadıklarını iddia eden kişiler için kullanılır. 43 maddeden oluşur. Sahte kötü Minnesota ölçeği, belirtilerin / semptomların kasıtlı olarak aşırı bildirilip bildirilmediğini tespit etmeyi amaçlar.

“Söyleyemem” olarak da adlandırılan CNS ölçeği, cevapsız bırakılan ya da hem doğru hem yanlış işaretlenen madde sayısını değerlendirir. Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri kılavuzu, 30 ve daha fazla cevapsız soru içeren herhangi bir uygulamanın “geçersiz” sayılmasını önermektedir. Yaygın boş bırakma / cevaplamama nedenleri şunlar olabilir:

  • Uygulayıcıyla iş birliği sağlayamama
  • Maddeyi / soruyu anlayamama
  • Savunucu davranma
  • Karar vermede güçlük
  • Bilgi eksikliği
  • Dikkatsizlik

Böyle durumlarda, boş bırakılan sorular hangi maddeye ait bakılmalı ve cevaplanmayan sorular hakkında kişiyle özel olarak konuşulmalıdır.

Katılımcının -soruları gerçekten düşünmeden- cevapları seçtiğini gösteren cevap kalıplarını tespit etmek için tasarlanmıştır. Kişi, örneğin 5 “doğru” ve ardından 5 “yanlış” cevap gibi sabit bir cevap kalıbı kullanıyor olabilir. Böyle bir durum, daha fazla gözlem gerektiren olası olmayan bir yanıt örüntüsü anlamına gelir.

Sabit yanıtlama; maddeleri iyi okuyamama veya anlayamama ya da teste girmek zorunda kalma konusunda meydan okuma nedeniyle kullanılabilir. TRIN Minnesota ölçeği, birbirinin zıttı olan 20 eşleştirilmiş sorudan oluşur.

VRIN ölçeği de yine tutarsız ve rastgele yanıtları tespit etmek için geliştirilen başka bir yöntemdir. Kişi, sorulara rastgele “doğrular” ve “yanlışlar” şeklinde yanıt verir. Dolayısıyla bu Minnesota ölçeği ile de doğru ve yanlış yanıtların rastgele bir örüntüsü olup olmadığı ortaya çıkarılır. Sabit yanıtlama gibi bu durum da kasıtlı olabilir ya da materyali anlamamaktan kaynaklanabilir.

Minnesota İçerik Ölçekleri

Minnesota içerik ölçekleri, belirli kişilik özelliklerini ve davranışlarını -örneğin anksiyete, öfke, düşük özgüven, aile sorunları vb. gibi- daha detaylı incelemek için geliştirilmiştir. Amacı, belirli semptom tiplerine ilişkin içgörü sağlamayı kolaylaştırmaktır.

Klinik ölçeklerdeki yüksek puanlar, belirli psikolojik durumların önemli göstergeleri olsa da yüksek puanların tam olarak hangi belirli davranışlarla ilişkili olduğunu belirlemek zordur. Bu bağlamda içerik ölçekleri, klinik ölçeklerin geçerliliğini artırmayı amaçlar.

Dolayısıyla da klinik ölçeklerin ölçmediği belirli semptom türleri ve işlev alanları hakkında içgörü sağlamaya yönelik maddeler içerir. Profilleri yorumlamak için klinik ölçeklere ek olarak kullanılmaları gerekir. Alt ölçekler de yine klinik ölçeklerin daha ayrıntılı analizini yapmak için geliştirilmiştir. Daha spesifik psikolojik durumlar için sonuçların detaylı değerlendirilmesine olanak tanırlar.

Minnesota İçerik Ölçekleri Nelerdir?

Yaygın olarak kullanılan Minnesota içerik ölçekleri şunlardır:

Kod

İsim

Ölçüm Hedefi

ANX

Anksiyete

Genel anksiyete belirtileri, somatik sorunlar, sinirlilik ya da endişe düzeyi

FRS

Korkular

Belirli korku türleri ve genel ürkeklik düzeyi

OBS

Obsesiflik

Karar vermede zorluk, aşırı düşünme ve değişimden hoşlanmama

DEP

Depresyon

Düşük ruh hali, enerji eksikliği, intihar düşüncesi ve diğer depresif özellikler

HEA

Sağlık Endişeleri

Hastalık ve fiziksel semptomlarla ilgili endişeler

BIZ

Tuhaf Zihinsellik

Psikotik düşünce süreçlerinin varlığı

ANG

Öfke

Öfke duyguları ve öfkenin ifadesi

CYN

Sinizm

Diğer insanlara ve onların güdülerine karşı güvensizlik ve şüphecilik

ASP

Antisosyal Davranışlar

Uyumsuz tutumların ifadesi ve otoriteyle olası sorunlar

TPA

A Tipi Davranış

Sinirlilik, sabırsızlık ve rekabetçilik

LSE

Düşük Öz Saygı

Kendine, kendi yeteneklerine veya itaatkarlığa karşı olumsuz tutumlar

SOD

Sosyal Rahatsızlık

Yalnız kalmayı tercih etme ve yeni insanlarla tanışırken rahatsızlık duyma

FAM

Aile Sorunları

Aile üyelerinden kızgınlık, öfke ve algılanan destek eksikliğiyle ilgili sorunlar

WRK

Çalışma Müdahalesi

Kötü iş performansına katkıda bulunan davranış ve tutumlar

KAYNAKLAR: Minnesota Multiphasic Personality Inventory, wikipedia.org

Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri, kişilik boyutlarını belirlemede yararlı olacağı düşünülen yüzlerce doğru/yanlış sorusundan geliştirilmiştir. Psikoloji literatüründe, kişilik özelliklerini ve çeşitli psikolojik bozukluklara dair eğilimleri değerlendirmek amacıyla kullanılan en kapsamlı envanter olduğunu söyleyebiliriz. Klinisyenler, kişinin yaşadığı psikolojik zorlukların genel bir resmi olan kişilik yapısını çıkarmak için sıklıkla bu araca başvurur. Depresiflik ve anksiyete dahil olmak üzere farklı psikolojik sağlık komplikasyonlarını inceleyen yapısıyla diğer uygulamalardan oldukça farklıdır. Sonuçları, Minnesota klinik ölçekleri sayesinde, bireyin psikolojik durumunu tanımlayabilen 10 ayrı veri grubu sağlar. Temel bileşenlerinden biri olan Minnesota geçerlik ölçekleri sayesinde de güvenilirlik kontrol edilebilir. İçeriğimizde Minnesota ölçeği nedir detaylı şekilde ele almaya çalıştık. Aşağıdaki yorum alanından Minnesota ilkeleri hakkındaki sorularınızı iletebilirsiniz.

Psikoloji kütüphanesi içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Sağlığınızla ilgili tüm sorularınız, tanı ve tedavi süreçleri için mutlaka uzmana başvurunuz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir